Midilli’de Barışın Renkleri: Uluslararası Barış Festivali’nden Notlar

Ege'nin Ortasında Bir Ses: Barış

Midilli Adası… Sakinliğiyle, tarihiyle, mutfağıyla, sokaklarındaki rebetiko ezgileriyle tanıdığımız bu ada, 2–7 Eylül 2025 tarihleri arasında çok daha derin bir anlam kazandı. Çünkü bu yıl 1. Midilli Uluslararası Barış Festivali ile barış, göç, mübadele, kimlik, kadın hikâyeleri ve halkların dostluğu bir araya geldi.

Biz de Dikili’den sadece 45 dakikalık bir deniz yolculuğuyla, hem bireysel hem kurumsal olarak bu unutulmaz deneyimin bir parçası olduk.

 

Festivalde Ne Vardı?

Belgeseller, Söyleşiler ve Sergiler

Festivalin her günü, adeta bir açık hava kültür forumuna dönüştü. Midilli Belediye Tiyatrosu’nda izlediğimiz belgesellerle; göçmen çocukların çizdiği resimlerle; 1923’teki mübadelenin ardından iki yakada da kalan izlerle yüzleştik. Her filmin ardından yapılan yönetmen söyleşileri, yalnızca sinema değil, birbirini anlama çabasıydı.

Öne çıkan yapımlar arasında:

  • Oh Boy (2024): Müzik ve direnişi bir araya getiren etkileyici bir anlatı.
  • Rodakis’i Ararken (2023): Türkiye’de bulunan bir Yunanca mezar taşıyla başlayan bir mübadele yolculuğu.
  • Barış İçin Kovulmak: Theodorakis, Yaşar Kemal ve Zülfü Livaneli gibi büyük isimlerin bakışıyla mübadelenin kalıcı travmasına ışık tutan bir çalışma.

Sanatla Dile Gelen Hikâyeler

Festival alanlarında yalnızca sözlü değil, görsel anlatılar da ön plandaydı. Özellikle:

  • AMKE merkezlerinde kalan çocukların yaptığı resimler,
  • Midilli Fotoğraf Derneği'nin hazırladığı “Hatıraların ve Umudun Yerinde” sergisi,
  • Amnesty International’ın “8 Posterle Dünya Turu” görsel çalışmaları

Tüm bu sergiler, göçmenliğin sadece rakamdan ibaret olmadığını; duygular, hayaller ve renklerle ifade bulan bir gerçeklik olduğunu gösterdi.

 

Bir Festivalden Fazlası: Katılımın ve Güvenliğin Önemi

Peki, GÜVENTUR olarak biz orada ne yapabilirdik? Festival yalnızca izlenen değil, katılınan bir etkinlikti. Ege’nin iki yakasını buluşturmaya çalışan bir turizm markası için bu tür organizasyonlar, sadece gözlem değil, aynı zamanda etkileşim alanıdır.

Kurumsal Varlık ve Temsil

  • Tanıtıcı broşürler ve QR kodlu Midilli turları içeren materyaller dağıtılabilirdi.
  • “Mübadele Türküleri” konserinde ya da “Kamu Diplomasisi” oturumlarında aktif temsil sağlanabilirdi.
  • “Dikili – Midilli Dostluk Yolu” başlıklı bir stant, sembolik bile olsa güçlü bir iz bırakabilirdi.

Güvenlik ve Organizasyonel Hazırlık

Festival alanlarında kalabalık kontrolü, grup takibi ve acil durum planlaması önceden kurgulanmalıydı. Özellikle tur operatörleri ve kurumsal katılımcılar için:

  • Katılımcı listesi ve iletişim bilgilerinin güncel tutulması,
  • Oturumlara katılımda kimlik kartları veya temsil belgelerinin hazır olması,
  • Gerektiğinde yerel polis, belediye ve organizasyon birimleriyle koordinasyon kurulması

Bu hazırlıklar, hem misafirlerin güvenliği hem de markanın kurumsal sorumluluğu açısından önemli bir temel oluşturur.

 

Müziğin Sınır Tanımadığı Akşamlar

Her akşam Milena Kontou Meydanında müzik vardı. Ayvalık Giritliler Derneği’nin rebetiko konseriyle iki yakanın ezgileri birleşti. Maranatha Mülteci Korosu ve Afgan sanatçı Ghawgha’nın performansı ise sesin ve müziğin sınır tanımadığını bir kez daha gösterdi.

Festivalin finalinde ise; Burçin Büke, Güvenç Dağüstün, Nikos Andrikos, Mehtap Meral ve Erdem Güreler’in sahne aldığı büyük kapanış konseri, barışın müzikle ifade bulmuş hâliydi. Hem kalbe hem akla dokunan bu gece, festivalin mesajını özetler nitelikteydi.

 

Bir Sonraki Adım: 2026'da Neler Olabilir?

Bizim açımızdan bu festival, yalnızca izleyici olarak değil, geleceğe dönük ilham verici bir örnek oldu. Midilli’deki bu enerji ve diyalog zemini, 2026 için yeni adımlar atma fırsatı sunuyor:

  • Ortak kültürel ve sosyal projeler geliştirmek,
  • Gönüllü gruplarla festivale aktif katkı sağlamak,
  • Dikili–Midilli arasında kültürel temalı mikro turlar organize etmek,
  • Yerel yönetimlerle barış ve kültür diplomasisi girişimlerine öncülük etmek

Böylece Midilli Uluslararası Barış Festivali, yalnızca bir haftalık bir etkinlik olmaktan çıkıp, yıl boyu süren bir iş birliğinin başlangıç noktası hâline gelebilir.

 

Son Söz

Barış; yalnızca siyasi masalarda değil, sokakta, sahnede, bir belgesel karesinde, çocukların çizdiği bir resimde ya da bir rebetiko ezgisinde doğar. Midilli'deki bu festival, bize bu gerçeği yeniden hatırlattı.

Ege’nin iki yakası arasında, dostluğun, hafızanın ve birlikte üretmenin köprüsünü kurmak artık sadece bir hayal değil; üstlenilmesi gereken bir görev. Bir dahaki yıl, belki sadece izleyen değil, birlikte üreten olmak dileğiyle…